Yayınlanma Tarihi: Eylül 3, 2006
Yazdır
Arkadaşına GönderHaziran 2005 in son günlerinde Villarreal yönetiminin Erdinç Polat isimli henüz teknik direktörlüğe başlamış birisini takımın başına getirmiş olması ülkede oldukça ses getirmişti. Kimse tanımıyordu bu adamı ve herkes şüpheliydi. Ligde artık rahat oynayan gelişmeye başlamış bir takımın böyle tecrübesiz ve tanınmamış birini getirmesi herkesin kafasında soru işaretleri oluşturmuştu. Ancak şöyle bir gerçek vardı; yönetim bugüne kadar ne yaptığını biliyordu, hata yapmayı sevmeyen ve hata yapmaya tahammülü olmayan bir ekipti. Tüm taraftarlar korkuyordu ama mutlaka yönetimin bir bildiği vardır, diyorlardı.
Yeni teknik adamın yapacağı transferler merak konusuydu ve herkesi çok şaşırtan transferler gerçekleşti. Herkes dünyanın üst düzey liglerinde oynamış tecrübeli oyuncular beklerken bu adam genç ve adı duyulmamış oyuncuları tercih etmişti. Dalibor Stevanovic, Roland Juhasz, Bruno Octavio ve kaleci Craig Gordon’u kadrosuna dahil etmiş ayrıca bu oyuncuları çok cüzi rakamlara almıştı.
Ligin başlamasıyla bu “gizemli” teknik adamı tanımaya çalışan insanların yüzü de gülmeye başlamıştı çünkü Villarreal zirveyi zorlayan takımlar arasında gidiyordu. Kısa süre sonra birincilik için Barcelona, Atletico Madrid ve Villarreal çok ciddi mücadele içine girmişlerdi. Bu üç takımın arasında ise en iddialı takım Barcelona olmasına rağmen birinciliği ele geçiren takım Villarreal olmuştu. Ayrıca Şampiyonlar Ligi’nde de gruptan çıkmış, ancak ilk eleme turunda güçlü Alman ekibi Bayern Münih’e elenmişti. İspanya kupasında ise aldığı olumlu sonuçlarla finale kadar geldi ve La Liga’da birinciliği hala elinde bulunduruyordu. Büyük akşam gelmişti: İspanya Kupası Final maçı. Villarreal mütevazı kadrosuyla, milyonlarca dolar harcanarak kurulmuş dünya devi Real Madrid’i devirerek zafere ulaşmıştı. Oyuncuların özgüveni tavan yapmış yönetim kupa zaferinin mutluluğunu yaşıyor taraftar bayram yapıyor, tecrübesiz teknik adam Erdinç Polat ise çalışıyordu. Bu kadar çalışmanın meyvesi ise şampiyonluktu. İspanya’nın devleri Barcelona, Real Madrid, Valencia ve Atletico Madrid geride kalmış, son yıllarda parlayan takım Villarreal ise şampiyon olmuştu. Adeta bayram yaşanıyordu. Erdinç Polat omuzlardaydı ve Villarreal tarihinin ilk şampiyonluğunu yaşıyordu. Yönetim Erdinç Polat’la hemen sözleşme imzaladı ama bu kontrat teknik direktörün isteği üzerine 1 yıllık imzalanmıştı.
Artık kulüp zenginleşmeye başlamıştı ve daha tecrübeli futbolcular gerekiyordu. Sözleşmesi biten yıldız oyuncu Alvaro Recoba ilk transferdi. Sonrasında Mohammed Kallon, geleceğin yıldızı olarak gösterilen genç oyuncu Kerlon, Mark Bresciano, genç Brezilyalı santrfor Ze Eduardo, sol kanat oyuncusu Fabio Santos, yıldız oyuncu Javier Mascherano, ve Türk defans oyuncusu İbrahim Toraman takıma katılan isimlerdi. Taraftar transferlerden dolayı oldukça mutluydu ancak takımın yıldızı ve taraftarın sevgilisi Jose Mari Barcelona’ya gitmişti. Yerini ise Kallon dolduracaktı. Yeni transferlerin oynadığı ilk resmi maç İspanya Süper Kupası maçıydı. Villarreal bir kupa daha almıştı ve Erdinç Polat kariyerinin henüz ilk senesinde İspanya gibi üst düzey bir ligde 3 kupa kaldırarak tarihe geçmişti.
Yeni sezon başlarken artık İspanya Ligi’nin yeni bir favorisi vardı. İlk maçlarda da favori olduğunu kanıtladı ve Villarreal yine zirveye oturdu. Ne ilginçtir ki yine şampiyonluk yarışı Atletico Madrid, Barcelona ve Villarreal arasında geçecek gibi görünüyordu. Şampiyonlar Liginde ise gruptan çıkmayı başarmış, önce Chelsea’yi ardından Juventus’u son olarak da Atletico Madrid’i eleyerek finale kalmıştı. Önlerinde görünen 3 kupa vardı: İspanya Kupası, Lig kupası ve Şampiyonlar Ligi Kupası. İspanya Kupası finalinde Real Sociedad’ı yenerek ikinci kez İspanya Kupası’nı kaldırdı. Yine herkes zafer sarhoşu olmuştu. Erdinç Polat ise tüm ciddiyetini koruyor takımın rehavete kapılmaması için elinden geleni yapıyordu çünkü Villarreal tarihinde ilk kez final oynuyordu. Şampiyonlar Ligi finalinde Milan’ı penaltılarla devirerek Villarreal tarihine geçmeyi başardı. Artık Erdinç Polat’ı tüm dünya tanıyordu ve onu efsane olarak görüyorlardı. Futbolcuların ise moralleri o kadar iyiydi ki ligin son iki maçı olmasına, çok büyük takımlara karşı oynanmasına, yoğun programa ve şampiyonluğun garanti olmasına rağmen önce evlerinde ezeli rakipleri Valencia’yı 7-0 lık gibi müthiş bir skorla sonra lig ikincisi Barcelona’yı deplasmanda 4-0 la geçerek herkesi şaşkına uğrattılar. Bu maçlardan sonra ise Erdinç Polat’ın istifası tüm ülkede olay yaratmıştı. Herkes mutluydu yönetimle en ufak bir anlaşmazlık bile yoktu üstelik yeni sözleşme önermişlerdi ve transfer bütçesi olarak 36 milyon pound ayırmışlardı ancak Erdinç Polat’ın istifası gerçekleşmişti. Gerekçesi ise bazı spor adamları tarafından “ukala” olarak yorumlanmasıydı. Şu sözlerle ayrıldı Villarreal takımından “Takım artık en üst düzeyde, bundan daha büyük başarı elde edemeyiz. Onun için bu başarıları tekrar elde edebileceğim ve daha önce başarısı olmayan bir kulüpte çalışmak istiyorum. Herkese çok teşekkür ederim müthiş bir kulüp. Oyuncular zeki, çevik ve ahlaklı yönetim sabırlı, saygılı ve hoşgörülü. Taraftarlar ateşli, inançlı ve sadık.” Evet bu sözlerle ayrılmıştı külüpten ve belki bir daha böyle bir teknik adam gelmeyecekti. Liverpool istedi ama gitmedi bu kararı da ayrılırken söylediklerini destekler nitelikteydi.
Tüm ligler başlamıştı ve Almanya birinci liginin 6. haftasında ligin kötü giden ekibi Hertha Berlin yönetimi başına Erdinç Polat’ı getirerek tüm dikkati üzerine çekmişti. Herkes ona güveniyordu ve o bu güveni boşa çıkarmayarak takımı 16. sıradan alıp lig şampiyonu yaptı, UEFA Kupası’nı kaldırarak Avrupa’daki ikinci kupasını kazandı. Almanya kupasında ise göreve gelmeden önce takımı elendiği için yer alamamıştı. Bu başarıların ardından Süper Kupa’yı da Liverpool’a karşı kazanarak bir büyük başarıya daha imza attı ve Hertha Berlin’in de tarihine geçmiş oldu. Gelecek sezon için transfer şarttı ve Vagner Love ile Anthony LeTallec transfer edilmişti. Kalitesi belli oyunculardı ve başarılı olmaları muhtemeldi. Lig başladığında Erdinç Polatlı Hertha da galibiyet serilerine başlamıştı. Ligin ilk yarısı bittiğinde zirvedeydi ve her şey çok güzel gidiyordu. Ocak transferinde de İtalya Milli Takımı’nın sağ kanadında görev yapan tecrübeli yıldız Giampiero Pinzi alınarak kadrosunun kalitesini iyice artırmıştı. Ancak henüz ikinci maçında 4 ay sürecek bir sakatlık geçirmişti Pinzi bu tarihten sonra ise Hertha için kötü günler başlıyordu. Her hafta 4-5 adet ilk 11 oyuncusu sakatlanıyor ve ligde alınan kötü sonuçlar herkesi endişelendiriyordu. Şampiyonlar Ligi ve Almanya Kupası’ndan da elenmişti ve Lig şampiyonluğunu da Bayern Münih’e kaptırarak ikinci olmuştu. Alınan kötü sonuçlar oyuncuların sürekli sakatlanması ve isteksizliği ise Erdinç Polat’ı oldukça sinirlenmiş olacak ki istifa dilekçesini sezon bitiminde yönetime vermişti.
Öte yandan teknik direktörüyle yollarını ayıran İtalyan devi Roma ise Erdinç Polat’a çok cazip bir teklif götürmüştü. O da severek kabul ettiğini söyleyerek imzayı attı. Önceden çalıştırdığı kulüplerin aksine Roma’nın çok iyi bir kadrosu ve iyi bir transfer bütçesi vardı. Yıldız oyuncular C. Ronaldo ve Daniel Carvalho Roma takımındaydı ve Erdinç Polat’ın işi artık daha kolaydı. Eski öğrencisi Kerlon’u transfer ederek başladı Roma’daki işine ardından Brezilyalı defans oyuncusu Naldo’yu transfer etti. Lig başladı ve Roma adeta kasırga gibi esiyordu. Oyuncuları performanslarını her maç daha da artırıyor, Roma çok rahat galibiyetler alıyor ve ligi birinci götürüyordu. Profesyonel ve göze hoş gelen bir oyun sergiliyordu Roma ve tribünler her maç dolup taşıyordu. Roma taraftarlarını üzmedi ve Serie A’yı Şampiyonlar Ligi’ni ve İtalya Kupası’nı kaldırdı. Erdinç Polat’ın ise bu sefer yüzü bir başka gülüyordu. Mutluluğu burada bulmuş olduğu her halinden belliydi. Dördüncü kez yılın teknik adamı seçildi. Vazgeçemediği öğrencisi Kerlon ise ligde 32 toplamda 43 gol atarak tarihe geçti.
Şimdi hala Roma’da teknik direktörük yaşamını sürdüren Erdinç Polat kariyerini Roma’da bitirmek istediğini, burada çok mutlu olduğunu, Roma İmparatorluğu’nu yeniden kurmayı istediğini söyledi.
Erdinç Polat
- 3556 Görüntülenme - Yorumları Göster (0)Arama
İçerik Listesi (Alfabetik)
| Arjantin 2. Gün Yayınlanma Tarihi: Ocak 20, 2006 |
| Arjantin 3. Gün Yayınlanma Tarihi: Ocak 22, 2006 |
| Arjantin 4. Gün Yayınlanma Tarihi: Ocak 24, 2006 |
| Arjantin 5. Gün Yayınlanma Tarihi: Ocak 26, 2006 |
| Arjantin 7. Gün Yayınlanma Tarihi: Şubat 2, 2006 |
| Başarıya aç bir teknik direktör Yayınlanma Tarihi: Eylül 3, 2006 |
| Biz Gideriz Tersine Yayınlanma Tarihi: Nisan 25, 2007 |
| Büyük Takımlar; Küçük Eksikler... Yayınlanma Tarihi: May 1, 2007 |
| CM - FM Tarihi - 1 Yayınlanma Tarihi: Mart 19, 2008 |
| CM - FM Tarihi - 2 Yayınlanma Tarihi: Mart 25, 2008 |
| CM - FM Tarihi - 3 Yayınlanma Tarihi: Nisan 7, 2008 |
| En Sağlam Altyapılar Yayınlanma Tarihi: Şubat 26, 2008 |
| FM Gaz Yapar: John Boileau Yayınlanma Tarihi: May 11, 2007 |
| FM Teorileri Yayınlanma Tarihi: Şubat 15, 2006 |
| FM Tutkusu, yeniden... Yayınlanma Tarihi: May 7, 2007 |
| Hangi Takımla Başlayacaksınız? Yayınlanma Tarihi: Ekim 17, 2006 |
| Leo Messi; İlah mı, Abartı mı ? Yayınlanma Tarihi: August 5, 2006 |
| Menajerlikte İnce Ayar Yayınlanma Tarihi: Mart 5, 2008 |
| Neden insanlar FM'den sıkılmaya başlıyor? Yayınlanma Tarihi: Nisan 24, 2007 |
| Öyle misin? Böyle misin? Yayınlanma Tarihi: Mart 30, 2007 |
| [1] 2 3 | İleri>> |