Kullanıcı Paneli
FM Tutkusu, yeniden...
Yayınlanma Tarihi: May 7, 2007
Yazdır    Arkadaşına Gönder

 Her geçen gün daha çok insandan duymaya başladım "Football Manager artık baydı, sen hala oynuyor musun?" sözde sorusunu. Haklı olunan noktalar var bu soruda; ancak FM tutkusunu yeniden yaratmanın halen bir yolu var. Sadece biraz inançlı olun, aklınızın iplerini salın...

"Aşk değil, sevgi değil, delilik bu" diye başlar bir tezahürat. Futbol gerçekten de bir noktadan sonra, insanlara asla yapmayacakları davranışları yaptırır. Bazı insanlar futbolun içine girdi mi sanki birileri düğmeye basmışcasına apayrı bir insan oluverirler. Mesela, bazı tribün liderlerinin hayatlarını öğretmenlikle sürdürdüklerini biliyor muydunuz? Hafta içi öğrencilere 3 ile 5'i toplamayı öğretirken, hafta sonu milyonlarca insanı coşturacak hale geliyorlar. Bu noktada bir soru ve bir sorun ortaya çıkıyor; ne var bu futbolda da bize asla yapamayacağımız onca şeyi yaptırıyor? Belki binlerce insanın bir arada aynı hedef doğrultusunda haykırmasının oluşturduğu o büyüleyici atmosfer... Belki de nedenini bilmediğiniz bir sevgi, bir tutku... Belki de maç sonrası rakip takım taraftarlarıyla dalga geçmenin verdiği müthiş zevk... Sebebi her ne olursa olsun kesin olan bir nokta var. Gerçek taraftar tutkusunu belli eder. Kimi takımının amblemini bir taraflarına dövme yaptırır, kimi okulunu işini bırakıp deplasmanlara gider, kimi yüzünü boyar. Okurken diyorsunuz içinizden "Bu Continga yazısı gibi lan, ne alakası var FM ile." Haklısınız ama Football Manager/Championship Manager'in yarattığı tutkuyu anlayabilmek için futboldan başlamak gerekiyor. Football Manager asla sadece Football Manager değildir, diye bir emprovize cümle ile bunu açıklayabiliriz. Farkında mısınız, değil misiniz onu bilmem; ama kesin olan bir nokta daha var. Football Manager oynarken birçoğumuz kendimizi kaybediyoruz. Bizi FM'ye asıl bağlayan da bu kendimizi kaybetmeler.

Championship Manager/Football Manager serilerini özel kılan, oyuncuya sunduğu geniş hayal dünyasıdır. İlk aldığınız CM oyununu düşünün. Sadece ve sadece yazıların dönüp durduğu bir bilgisayar programı sadece. Neden bu oyunlar o kadar insana kendini gerçekten bir menajer gibi hissettirdi? O yazılar size bir yol açtı hayal dünyanız için. "Bicycle Kick" yazdı, oyuncunuzu havada muhteşem hareketlerle golü yazarken hayal ettiniz. "Julius Aghahowa"yı aldınız, kabilesinden koparılmış ufak tefek zenci bir çocuk gözünüzün önüne geldi. CM'nin dünyasını siz kurdunuz kafanızda. Size özel, tam istediğiniz gibi bir dünya oldu bu. Bu dünyaya tutkuyla bağlandınız, bazen gerçek dünyayı bu uğurda göz ardı etmekten çekinmediniz.

Football Manager serilerinde oyunu bırakanların çoğu da bu nedenle bıraktı. Oyun git gide daha çok detay içermeye başladı. Artık daha çok bilimsel veri, daha çok sorumluluk vardı menajerlerde. Maçlar 2D oldu, o hayalinizde attığınız goller uçtu gitti. Maç öncesi konuşmalarda size sadece 5 cümleden birini seçme şansı verildi, takım kadrosuna bakıp yaptığınız o tehditler bitti. Maç sonrası basın toplantısında önünüze 3-5 seçenek gelmeye başladı, sizin CM karşısında yaptığınız hayali basın toplantıları, verdiğiniz hayali demeçler bitti. Futbolcunun ismine bakıp tipini tahmin etme dönemi sona erdi; çünkü oyuncunun fotoğrafı zaten profilde gözüküyordu. Oyun daha gerçekçi oldu; ancak CM oyuncularına lazım olan gerçekçilik miydi? Bence, fazla gerçekçilik tutkuyu bitirdi.

Tutkuyu yeniden yaratmak için bu gerçekçilikten ödün vermeli, hayal dünyamızı daha açık tutmalıyız. Hiç başlamamış olan varsa da bu adımları takip ederek, o dünyayı kendileri için yaratabilirler. Halen "Exit CM and returm to the real world"(CM'yi bırak ve gerçek hayata geri dön) yazan o yazının anlamını hissedebilir, elimiz titreye titreye FM'yi kapatmaktan korkabiliriz. Her oyun, her şarkı, her kitap gibi FM'de hızla kirleniyor. En az kirlenen FM olur; yeter ki o tutkuyu tekrardan kazanalım.

İlk başlayanlarda bu tutku spikerlik yapmakla başlıyor genelde. Kendinizi Ercan Taner yerine koymaya ne dersiniz maçlarda. "Nimani, aldı topu, bir tren gibi daldı sol kanattan. Nimani, Nimani gidiyor. Nimani nefis bir hareket. Nimani götürüyor. Nimani götürüyor. Sağından attı solundan kaçtı, bir çalım daha. Çok güzel vurur, vurduuuu. Ve Gooool. Kim attı Nimani attı. Nimani attı 4 oldu. Emircan'ın Çad'dan bulduğu gol makinası çalışmaya başladı." Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? Ya da İlker Yasin'e ne dersiniz. "Nimavnelli aldı topu, eksini etrafında döndü. İyi orta gol getirir. Dambiley, vurursa gol olur. Vurduuuu. Aut. Hem penaltı hem aut hem korner. Şapka çıkartın buna şapka." İnsan yazarken bile eğleniyor. Açın hoparlorü arkanıza alın o uğultuyu ve anlatmaya başlayın maçları. Şapka çıkartalım o gollere. Bir gol daha yerken "Vay anasını sayın seyirciler" diyelim.

Facepack ve oyuncu arkaplanlarından kendiniz soyutlayın. Lua Lua'yı alırken, örgülü saçları, leylek bacakları hayal edin. Milevskiy deyince sarışın çakı gibi bir eski Sovyet askeri gelsin aklınıza, Ivan Drago'ya benzetin. Freddy Adu, ufak tefek bir adam olarka kalsın hep. Dudu Cearense deyince köfte dudaklar ve maç boyu hakemle konuşan geveze bir adam gelsin aklınıza.

Maç konuşmaları sizi sadece sınırlandırıyor. Onları tamamen yardımcı antrenöre bırakın. Antrenmanla ilgilenmeye devam edin. Arada bir, bazı oyuncularınıza ceza kesin, altyapıya yollayın. Kadro dışı bıraktıktan sonra ihtiyacınız olduğunda, özür dilediğini varsayarak tekrardan takıma alın.

“Fog of war” efsanesini tadın. Oyuna başlarken “Use Real Players”(Gerçek oyuncuları seç) özelliğini kapatıp şansınızı bu yepyeni futbol dünyasında keşfedin. Yeni yıldızları bulun, o alemi de fethedin.

Takıma adaptasyonunuzu olabilecek en mükemmel şekilde yapın. Takım arkaplan paketleri ve logolarıyla şenlendirin oyununuzu. Fantezi forma paketlerini tercih edin. Takımın tezahüratlarını ezberlemeye başlayın. Liverpool'da 2 ay geçirdikten sonra maç sonları "You Will Never Walk Alone" söylemeye başlayın içinizden. Steven Gerrard'ın golünden sonra "Steve gerrard gerrard, He will pass the ball 40 yards, He is big and he is fucking hard, Steve gerrard gerrard" tezahüratını "Que Sera Sera" melodisiyle söylemeye başlayın. Açıkçası ben bu tezahüratı Livorno'dan Liverpool'a transfer olduktan sonra, internette gezerken buldum ve Gerrard'ın çılgın attığı çoğu maçta söylemeye başladım. Kısa bir sürede onun Favori Personelleri arasına girdim. Bir tesadüf mü diyorsunuz? Asla değil, cümle alem bile dese inanmıyorum. Steve gerrard gerrard...

Duygularınızı açıkça ifade edebileceğiniz bir ortamda oynayın. Mümkünse odanızın kapısını kitleyin. Belki küçük erkek kardeşinizi içeri alabilir, takımı desteklemesine izin verebilirsiniz. Duygularınızda rahat olun, bol bol küfür edin. Şampiyonlar Ligi Finali'nde durup dururken gelen "Gerrard was shown red card" yazısının ardından, Mejito Gonzales'e akla hayale gelebilecek her türlü küfürü sallayın. Monitörü bir sarsın. 90'da yenen bir gol sonrası duvarı tekmeleyin, yumruklayın. Attığınız son dakika golünün ardından bildiğiniz tüm el hareketlerini monitöre yapın, varsa yakınınızda bir yatak en mükemmel zıplayış ve düşününüz gerçekleştirin. Yere çökün dizlerinin üzerine ve Mourinho gibi sevinin. 4. Hakeme gider yapın. Oyuncunuza koşun. Doluysanız ağlayın, boşaltın içinizi. Sınavların acısını, sevgilinin acısını FM'den çıkarın.

Basın toplantılarını mutlaka yapın kafanızda. Baktınız maç gidiyor, 70'den sonra buna bahaneler üretmeye çalışın. Basın mensuplarına ne diyeceğinizi hayal edin. "Hafta içi antrenmana getirilen baklavadan zehirlendik." "Sergen iki kupon az doldursa rahat alırdık şu maçı." Asla yenildik, bitti demeyin. Sizin bir karizmanız var, asla çizdirmeyin. Kendinize bahaneler yaratın. "Bu maçı alamadık; ama 2 hafta sonra CL yarı Finali'ni geçemezsek açıp sallıyorum." diyin. Geçemeyince bir tereddüt yaşayın.

Biliyorum, okurken güldünüz, bunu yazan manyak mı dediniz. Bazı cümlelerden sonra bunları bir zamanlar sizin de yaptığınızı hatırladınız. Keyifle kafa salladınız. Belki de psikolojik desteğe ihtiyacı olan insanlarız. Ama bir şey var ki, biz varız toplumda. Toplum henüz buna hazır olmayabilir; ama biz de bir parçasıyız. Ve büyük bir keyif alıyoruz, almak için de elimizden geleni yapacağız. Size de bize katılmanız için kapıları açıyoruz.

Peki fenafillaha nasıl ulaşacağım, diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Bu tutkuda gelinebilecek son nokta, takım elbise giyinip kravat takarak maç izlemek olacaktır. O noktaya geldikten sonra bir-iki hafta kendinizi bilgisayardan soyutlayın, kız kesmekle uğraşın. Bu noktaya gelene kadar, oyuncakçıdan alınacak bir küçük top ve oda içinde bu topla yaptırdığınız antrenmanlar, oyunculara taktığınız adlar, sizin bağlanma döneminizi oluşturacaktır.

Bu ne bir rehber, ne bir makale aslında. Günlüğe yazılmış bir yazı kıvamında, benim FM görüşüm. Amacım sizin kendi kendiniz sorgulamanızı sağlamak. Yeter ki kendinize bir soru sormuş olun. Bunları siz de yaşamadınız mı birçok kez? FM'yi oynarken hiç mi anlamsız hareketler yapmadınız? Bu sadece bir oyun mu? Bu bir tutku mu, bir delilik mi?

Kararınızı verin ve yol alın. FM Tutkusu, yeniden...

Emircan Uysaler - 1125 Görüntülenme - Yorumları Göster (4)

Reklam

Arama

Anahtar Kelime(ler): Araştır:  

İçerik Listesi (Alfabetik)

Arjantin 2. Gün
Yayınlanma Tarihi: Ocak 20, 2006

Arjantin 3. Gün
Yayınlanma Tarihi: Ocak 22, 2006

Arjantin 4. Gün
Yayınlanma Tarihi: Ocak 24, 2006

Arjantin 5. Gün
Yayınlanma Tarihi: Ocak 26, 2006

Arjantin 7. Gün
Yayınlanma Tarihi: Şubat 2, 2006

Başarıya aç bir teknik direktör
Yayınlanma Tarihi: Eylül 3, 2006

Biz Gideriz Tersine
Yayınlanma Tarihi: Nisan 25, 2007

Büyük Takımlar; Küçük Eksikler...
Yayınlanma Tarihi: May 1, 2007

CM - FM Tarihi - 1
Yayınlanma Tarihi: Mart 19, 2008

CM - FM Tarihi - 2
Yayınlanma Tarihi: Mart 25, 2008

CM - FM Tarihi - 3
Yayınlanma Tarihi: Nisan 7, 2008

En Sağlam Altyapılar
Yayınlanma Tarihi: Şubat 26, 2008

FM Gaz Yapar: John Boileau
Yayınlanma Tarihi: May 11, 2007

FM Teorileri
Yayınlanma Tarihi: Şubat 15, 2006

FM Tutkusu, yeniden...
Yayınlanma Tarihi: May 7, 2007

Hangi Takımla Başlayacaksınız?
Yayınlanma Tarihi: Ekim 17, 2006

Leo Messi; İlah mı, Abartı mı ?
Yayınlanma Tarihi: August 5, 2006

Menajerlikte İnce Ayar
Yayınlanma Tarihi: Mart 5, 2008

Neden insanlar FM'den sıkılmaya başlıyor?
Yayınlanma Tarihi: Nisan 24, 2007

Öyle misin? Böyle misin?
Yayınlanma Tarihi: Mart 30, 2007
[1] 2 3 İleri>>