Brezilya 2. Gün
Yayınlanma Tarihi: Ocak 10, 2006
Yazdır
Arkadaşına Gönder
Akşam olduğunda Maracanã Stadı’nda inanılmaz bir atmosfer vardı. Maç, Flamengo’nun evinde olmasına rağmen tirübünler Sao Paulo taraftarı doluydu. Hakem, maçı başlattığında âdeta nefes alışımı bile duyamıyordum. Yaklaşık 100.000 kişi kendi takımını desteklemeye başladı. Bu maçın bu kadar önemli olmasının sebebi, Brezilya Ligi’nde bir dostluk kampanyası başlatılmasıymış. Çünkü Brezilya’lı futbolseverler, özellikle diğer Güney Amerika ülkeleriyle yapılan karşılaşmalarda holiganizmin üst safhalara ulaşmış olmasıymış. Ve Flamengo ve Sao Paulo bu maçı yaparak bu dostluğun pekişmesini istiyorlarmış, aynı zamanda bu önemli bir lig maçından 3 puan almak... Maça Flamengo adeta rüzgâr gibi başladı. İlk 20 dakika tek kale oynanan maç, 25. dakikada Sao Paulo’nun kontra atak ile bulduğu golle bir anda değişti. Golü atan henüz 20 yaşındaki Brezilya’lı genç Diego Tardelli idi. İlk yarıda daha fazla önemli pozisyon yaşanmadı ve ikinci yarıya geçildi. İkinci yarıya yine Flemengo hızlı başlayan ekipti. Ardı ardına gelen pozisyonlarla rakip kaleye yükleniyorlardı. Ardından dakika 69’da Flamengo’nun 21 yaşındaki genç defans oyuncusu Rodrigo, frikik den muhteşem bir gol attı. Flamengo taraftarları büyük sevinç yaşarken Sao Paulo taraftarları alkışlamakla yetindi. ScoreBoard 72. dakikayı gösterirken bir serbest vuruş çalındı, yaklaşık 30 metre civarı bir mesafe olmalıydı. Ve benim sadece duymakla yetindiğim bir olayı yaşadım; topun başına Sao paulo’nun yıldız kalecisi Rogerio Ceni geçiyordu. Herkes nefesini tuttu, Ceni topa vurduktan sonra topun gittiği yere bile bakmadan kalesine koşmaya başladı. Top süzüle süzüle çatal diye tabir ettiğimiz iki direğin buluştuğu noktaya çarptı, tirübünler adeta ayaklanmıştı; dönen topu Almanya’nın Borussia Dortmund takımından da tanıdığımız süper yetenek Amoroso harika bir vole ile ağlara yolluyordu. Gerçekten inanılmaz anlar yaşıyordum, yaklaşık 100.000 kişi bu atağı ayakta alkışladı. Artık pozisyonları Sao Paulo buluyordu, ve dakika 82’de Porta’dan kiralık olarak gelen 21 yaşındaki Leandro Bonfim 30 metreden harika bir gol atıyordu. Dakikalar 90’ı gösterirken ScoreBoard 1 - 3 şeklinde idi. Sao Paulo bu büyük maçı kazanmıştı. En son stadyumdan marşlar eşliğinde çıktığımı hatırlıyorum.
Maçın büyüsüyle beraber tabii ki birkaç oyuncuyu gözüme kestirmiştim; İlk olarak maçta pek fazla gözükmeyen ama harika oynayan Sao Paulo’nun sol kanat oyuncusu Danilo hakkında notlar almıştım. Gerçekten süper bir yetenek; üstelik 26 yaşında olması takım içinde güzel olacaktı. Tekniği de süperdi adeta. Ayrıca çalışkan ve yaratıcı idi. Maçta Dünya Star’ı Ronaldinho’yu hatırlatan harika hareketler yapmıştı. Fakat sadece bonservisi için kulübü yaklaşık 3 milyon Euro istiyordu. Ve bu transfer çıkmaza girmişti bile.. Ama Sao Paulo’nun genç yıldızı Tardelli ve Flamengo’nun yıldız defansı Rodrigo, ucuz ama bir o kadar da kaliteli oyunculardı. İkisininde zamana ihtiyacı vardı ama 1-2 sezon oynadıktan sonra değerlerinin en az 20 milyon Euro olacağını kestirebilmiştim. Tardelli, özelliklerinin süper olması ile beraber, çok golcü ve çalışkan bir oyuncuydu. Rodrigo’da çok az hata yapan süper bir defans oyuncusuydu. Tardelli ve Rodrigo’yu 1 milyon Euro ya alabilirdik. Hemen teknik direktörümüz Bahadır Ağabey’e bunları sundum. Almaya çalışacağını ama maliyetlerinin yine ADDSport F.C için çok olacağını söyledi. Umutsuzluğa kapıldım fakat aklıma bir şey geldi; burası Brezilya idi. Getireceğimiz her oyuncu bizim ligimizde rahatlıkla oynardı. Bu sebeple Sao Paulo gibi kulüplerden çok, sadece Brezilya Ligi’nde tanınan kulüplere bakmaya karar vermiştim. Maçtan sonra otelime geri döndüm, yemek bile yiyemeden uyuya kalmışım. Sabah olunca ilk işim diğer kulüplerin tesislerine gitmek olacaktı.
Bu yazı forumda tartışılıyor! - 1366 Görüntülenme - Yorumları Göster (0)
Yayınlanma Tarihi: Ocak 10, 2006
Yazdır
Arkadaşına GönderKaç saat uyuduğumu gerçekten bilemiyordum. Otel görevlilerine beni sabah erken uyandırmalarını söylemiştim. Kalkınca hafif bir kahvaltı yapıp Rio’yu gezmeye başladım. Tercümanımla beraber hem iyi vakit geçiriyorduk, hem de akşamki maçı konuşuyorduk. Konuşurken çok ilginç ve bilmediğim birtakım olaylar duydum. Sao Paulo hem Brezilya 1. Lig’inde, hemde Durum Şampiyonası adında bir lig’de mücadele ediyormuş. Ayrıca Corinthias, Palmeiras, Santos gibi diğer Sao Paulo şehrindeki kulüplerle birlikte!! Gerçekten duyduklarıma şaşırmış olmakla beraber Brezilya’daki yoğun maç temposunu öğrenmiş oldum. Ayrıca bu organizasyonda 25 defa kazanarak en çok Corinthias başarılı olmuş.
Akşam olduğunda Maracanã Stadı’nda inanılmaz bir atmosfer vardı. Maç, Flamengo’nun evinde olmasına rağmen tirübünler Sao Paulo taraftarı doluydu. Hakem, maçı başlattığında âdeta nefes alışımı bile duyamıyordum. Yaklaşık 100.000 kişi kendi takımını desteklemeye başladı. Bu maçın bu kadar önemli olmasının sebebi, Brezilya Ligi’nde bir dostluk kampanyası başlatılmasıymış. Çünkü Brezilya’lı futbolseverler, özellikle diğer Güney Amerika ülkeleriyle yapılan karşılaşmalarda holiganizmin üst safhalara ulaşmış olmasıymış. Ve Flamengo ve Sao Paulo bu maçı yaparak bu dostluğun pekişmesini istiyorlarmış, aynı zamanda bu önemli bir lig maçından 3 puan almak... Maça Flamengo adeta rüzgâr gibi başladı. İlk 20 dakika tek kale oynanan maç, 25. dakikada Sao Paulo’nun kontra atak ile bulduğu golle bir anda değişti. Golü atan henüz 20 yaşındaki Brezilya’lı genç Diego Tardelli idi. İlk yarıda daha fazla önemli pozisyon yaşanmadı ve ikinci yarıya geçildi. İkinci yarıya yine Flemengo hızlı başlayan ekipti. Ardı ardına gelen pozisyonlarla rakip kaleye yükleniyorlardı. Ardından dakika 69’da Flamengo’nun 21 yaşındaki genç defans oyuncusu Rodrigo, frikik den muhteşem bir gol attı. Flamengo taraftarları büyük sevinç yaşarken Sao Paulo taraftarları alkışlamakla yetindi. ScoreBoard 72. dakikayı gösterirken bir serbest vuruş çalındı, yaklaşık 30 metre civarı bir mesafe olmalıydı. Ve benim sadece duymakla yetindiğim bir olayı yaşadım; topun başına Sao paulo’nun yıldız kalecisi Rogerio Ceni geçiyordu. Herkes nefesini tuttu, Ceni topa vurduktan sonra topun gittiği yere bile bakmadan kalesine koşmaya başladı. Top süzüle süzüle çatal diye tabir ettiğimiz iki direğin buluştuğu noktaya çarptı, tirübünler adeta ayaklanmıştı; dönen topu Almanya’nın Borussia Dortmund takımından da tanıdığımız süper yetenek Amoroso harika bir vole ile ağlara yolluyordu. Gerçekten inanılmaz anlar yaşıyordum, yaklaşık 100.000 kişi bu atağı ayakta alkışladı. Artık pozisyonları Sao Paulo buluyordu, ve dakika 82’de Porta’dan kiralık olarak gelen 21 yaşındaki Leandro Bonfim 30 metreden harika bir gol atıyordu. Dakikalar 90’ı gösterirken ScoreBoard 1 - 3 şeklinde idi. Sao Paulo bu büyük maçı kazanmıştı. En son stadyumdan marşlar eşliğinde çıktığımı hatırlıyorum.
Maçın büyüsüyle beraber tabii ki birkaç oyuncuyu gözüme kestirmiştim; İlk olarak maçta pek fazla gözükmeyen ama harika oynayan Sao Paulo’nun sol kanat oyuncusu Danilo hakkında notlar almıştım. Gerçekten süper bir yetenek; üstelik 26 yaşında olması takım içinde güzel olacaktı. Tekniği de süperdi adeta. Ayrıca çalışkan ve yaratıcı idi. Maçta Dünya Star’ı Ronaldinho’yu hatırlatan harika hareketler yapmıştı. Fakat sadece bonservisi için kulübü yaklaşık 3 milyon Euro istiyordu. Ve bu transfer çıkmaza girmişti bile.. Ama Sao Paulo’nun genç yıldızı Tardelli ve Flamengo’nun yıldız defansı Rodrigo, ucuz ama bir o kadar da kaliteli oyunculardı. İkisininde zamana ihtiyacı vardı ama 1-2 sezon oynadıktan sonra değerlerinin en az 20 milyon Euro olacağını kestirebilmiştim. Tardelli, özelliklerinin süper olması ile beraber, çok golcü ve çalışkan bir oyuncuydu. Rodrigo’da çok az hata yapan süper bir defans oyuncusuydu. Tardelli ve Rodrigo’yu 1 milyon Euro ya alabilirdik. Hemen teknik direktörümüz Bahadır Ağabey’e bunları sundum. Almaya çalışacağını ama maliyetlerinin yine ADDSport F.C için çok olacağını söyledi. Umutsuzluğa kapıldım fakat aklıma bir şey geldi; burası Brezilya idi. Getireceğimiz her oyuncu bizim ligimizde rahatlıkla oynardı. Bu sebeple Sao Paulo gibi kulüplerden çok, sadece Brezilya Ligi’nde tanınan kulüplere bakmaya karar vermiştim. Maçtan sonra otelime geri döndüm, yemek bile yiyemeden uyuya kalmışım. Sabah olunca ilk işim diğer kulüplerin tesislerine gitmek olacaktı.
Bu yazı forumda tartışılıyor! - 1366 Görüntülenme - Yorumları Göster (0)
Arama
İçerik Listesi (Alfabetik)
| Arjantin 2. Gün Yayınlanma Tarihi: Ocak 20, 2006 |
| Arjantin 3. Gün Yayınlanma Tarihi: Ocak 22, 2006 |
| Arjantin 4. Gün Yayınlanma Tarihi: Ocak 24, 2006 |
| Arjantin 5. Gün Yayınlanma Tarihi: Ocak 26, 2006 |
| Arjantin 7. Gün Yayınlanma Tarihi: Şubat 2, 2006 |
| Başarıya aç bir teknik direktör Yayınlanma Tarihi: Eylül 3, 2006 |
| Biz Gideriz Tersine Yayınlanma Tarihi: Nisan 25, 2007 |
| Büyük Takımlar; Küçük Eksikler... Yayınlanma Tarihi: May 1, 2007 |
| CM - FM Tarihi - 1 Yayınlanma Tarihi: Mart 19, 2008 |
| CM - FM Tarihi - 2 Yayınlanma Tarihi: Mart 25, 2008 |
| CM - FM Tarihi - 3 Yayınlanma Tarihi: Nisan 7, 2008 |
| En Sağlam Altyapılar Yayınlanma Tarihi: Şubat 26, 2008 |
| FM Gaz Yapar: John Boileau Yayınlanma Tarihi: May 11, 2007 |
| FM Teorileri Yayınlanma Tarihi: Şubat 15, 2006 |
| FM Tutkusu, yeniden... Yayınlanma Tarihi: May 7, 2007 |
| Hangi Takımla Başlayacaksınız? Yayınlanma Tarihi: Ekim 17, 2006 |
| Leo Messi; İlah mı, Abartı mı ? Yayınlanma Tarihi: August 5, 2006 |
| Menajerlikte İnce Ayar Yayınlanma Tarihi: Mart 5, 2008 |
| Neden insanlar FM'den sıkılmaya başlıyor? Yayınlanma Tarihi: Nisan 24, 2007 |
| Öyle misin? Böyle misin? Yayınlanma Tarihi: Mart 30, 2007 |
| [1] 2 3 | İleri>> |