Yayınlanma Tarihi: Ocak 15, 2006
Yazdır
Arkadaşına GönderBugün plânladığımız üzere maç izlemeye gidecektik. Zaten Brezilya’ ya geldim geleli antrenman ve oyuncu incelemekten sıkılmıştım artık, heyecan arıyordum.
Maçlar Brezilya saati ile 17.00 da başlıyordu. Fakat bugün sanki büyük takımların, güçlü olmayan takımlarla maç yapma günüydü, benim açımdan hiç doğru dürüst maç yoktu. Tabiî ki bu fikstüre göreydi. Olaylar nedeni ile geçen ay ertelenen Copa Libertadores grup mücadelesinde Santos, Arjantin’in güçlü ekiplerinden ve kupanın favorilerinden River Plate ile mücadele edecekti. Copa Libertadores’ i 1962 - 1963 yıllarında kazanan ve 2003 yılında finalde elenen Santos, kuşkusuz River Plate gibi maçı kazanmayı hedefliyordu.
Dev maç, Santos’ un 25.000 kişilik Vila Belmiro Stadı’nda oynanacaktı. Santos gibi bir kulübe bu stadyum yakışmıyordu fakat taraftarın bu açığı kapattığını öğrendim. Akşam saat 20.00 civarlarında stadyumun içinde bekliyorduk. Tercümanım maçı River Plate’ in yeneceğini söyledi fakat ben Santos’ a güveniyordum, hatta iddiaya bile girmiştik. 5 dakika sonra maç başladığında inanılmaz bir sessizlik oldu, şaşkınlıkla etrafıma bakarken birden stadyum inlemeye başladı. O sesleri duyduğum anda bu stadyum’un 25.000 kişilik olduğuna inanamadım. Bu grubun son ve en önemli maçında tur atlamaya bir adım daha yakınlaşacak takım kim olacaktı acaba?
Fakat daha ne olduğunu anlamadan ortadan gelen bir topla Marcelo Gallardo topu ağlara yolluyordu. Bu sefer stadyum gerçekten susmuştu. Dakikalar henüz 06.00’ ı gösteriyordu. Santos taraftarı umutsuzluğa kapılmadan desteklerini sürdürüyordu. Atak yapan takım River Plate idi. Santos’lu oyuncular neredeyse topu ayağına alamıyordu. 15–20 dakikalık hezimetin ardından Santos çok müsait bir atak buldu ve gole çok yaklaştı. Fakat River Plate’ in yıldız defans oyuncusu Cristian Nasuti kendisinden hiç de beklemediğim bir hareket yaptı ve gole giden oyuncuyu ceza sahası dışında yere indirdi. Hakemde tereddüt etmeden kırmızı kartını çıkarmıştı. Duran topa bir zamanlar Türk Takımlarının da transfer gündeminde bulunan Ricardinho geliyor ve topu kalecinin ulaşamayacağı yere atıyordu. Tribünler bu golü ayakta alkışladılar ve takımlarını desteklemeye devam ettiler. Bu olay Türkiye’ de olsa taraftarların nasıl davranacağını ben bile tahmin edemiyordum, büyük ihtimalle sevinçten ne yapacaklarını şaşırırlardı ama Brezilya kendini her yönüyle; insanlarıyla, futboluyla, futbol aşkıyla belli ediyordu.
İlk yarı 1 – 1 sonuçlanarak takımlar soyunma odalarına indiler, yaklaşık 5 dakika sonra bir anons yapıldı ve taraftarlar ayaklanıp alkışlamaya başladı. Tercümanıma sorduğumda ufak bir tebessümle şu an stadyumda 45.000 kişinin olduğunu söyledi. Bunun nasıl olabileceğini ve bu durumun yasak olup olmadığını sordum. Tercümanım ise bu olayın yasak olması durumunda bile Brezilyalı taraftarların buna aldırmayacağını söyledi. Hatta Brezilya ile Uruguay arasında 16 Temmuz 1950 tarihinde Maracanã Stadyumu'nda yapılan Dünya Kupası finalinde, tribünlerde 199 bin 854 kişi olduğunu da sözlerine ekledi ve o anda Maracanã Stadı’ nın 95.000 kapasiteli olduğu aklıma geldi. Gerçekten de burası inanılmaz bir ülkeydi, elimde olsa burada ölene kadar futbol aşkı ile doya doya yaşayabilirdim.
İkinci yarı başladığında River Plate yine oyunu kendi yönüne çevirmişti. Ayrıca Santos için dezavantajlar ortaya çıkmaya başlıyordu. İlk olarak takımın ileri uçtaki yıldızı Luizão sakatlanıp oyundan çıkıyor ve onun yerine bu maçta neden oynatılmadı diye merak ettiğim, Yunanistan’ın Olympiakos takımında da tanıdığımız Giovanni oyuna giriyordu fakat girmesiyle sakatlanması bir oluyordu. Oyunda daha ayağına top gelmeden Giovanni de sahadan ayrılmak zorunda kalıyordu. Yerine giren 19 yaşındaki Danilo da pek bir varlık gösteremiyordu. Ardından 75. dakikada Gallardo takımının ve kendisinin ikinci golünü atıyor ve maç 1–2 sonuçlanıyordu. Santos adına üzülmüştüm, iddiayı da kaybetmiştim fakat Santos’ un Brezilya’nın en iyi kalecilerinden birkaçına sahip olduğunu öğrenmiştim. Juan Carlos Henao ve 28 yaşındaki Juan’ ın yedeği Mauro, bu takımı adeta sırtlıyorlardı. Otelime dönerken Brezilya da geçirdiğim anları ve muhteşem futbolu düşünüyordum. Otelime gittiğimde de eşyalarımı yavaş yavaş toplamaya başlamıştım.
Bu yazı forumda tartışılıyor! - 611 Görüntülenme - Yorumları Göster (0)
Arama
İçerik Listesi (Alfabetik)
| Arjantin 2. Gün Yayınlanma Tarihi: Ocak 20, 2006 |
| Arjantin 3. Gün Yayınlanma Tarihi: Ocak 22, 2006 |
| Arjantin 4. Gün Yayınlanma Tarihi: Ocak 24, 2006 |
| Arjantin 5. Gün Yayınlanma Tarihi: Ocak 26, 2006 |
| Arjantin 7. Gün Yayınlanma Tarihi: Şubat 2, 2006 |
| Başarıya aç bir teknik direktör Yayınlanma Tarihi: Eylül 3, 2006 |
| Biz Gideriz Tersine Yayınlanma Tarihi: Nisan 25, 2007 |
| Büyük Takımlar; Küçük Eksikler... Yayınlanma Tarihi: May 1, 2007 |
| CM - FM Tarihi - 1 Yayınlanma Tarihi: Mart 19, 2008 |
| CM - FM Tarihi - 2 Yayınlanma Tarihi: Mart 25, 2008 |
| CM - FM Tarihi - 3 Yayınlanma Tarihi: Nisan 7, 2008 |
| En Sağlam Altyapılar Yayınlanma Tarihi: Şubat 26, 2008 |
| FM Gaz Yapar: John Boileau Yayınlanma Tarihi: May 11, 2007 |
| FM Teorileri Yayınlanma Tarihi: Şubat 15, 2006 |
| FM Tutkusu, yeniden... Yayınlanma Tarihi: May 7, 2007 |
| Hangi Takımla Başlayacaksınız? Yayınlanma Tarihi: Ekim 17, 2006 |
| Leo Messi; İlah mı, Abartı mı ? Yayınlanma Tarihi: August 5, 2006 |
| Menajerlikte İnce Ayar Yayınlanma Tarihi: Mart 5, 2008 |
| Neden insanlar FM'den sıkılmaya başlıyor? Yayınlanma Tarihi: Nisan 24, 2007 |
| Öyle misin? Böyle misin? Yayınlanma Tarihi: Mart 30, 2007 |
| [1] 2 3 | İleri>> |