Kullanıcı Paneli
Rıdvan Dilmen Röportajı
Yayınlanma Tarihi: May 9, 2006
Yazdır    Arkadaşına Gönder


Rıdvan Dilmen, Türk spor tarihinin en önemli karakterlerinden bir tanesi. 1962'da Aydın'ın Nazilli ilçesinden dünyaya geldi. Spora atletizm ile başladı. Futbola yöneldi ve Muğlaspor formasını giydi. Boluspor'a transfer olup golcü nitelikleri ile tanındı. Daha sonra Sarıyer formasını giydi ve ardından Fenerbahçe'nin başarılarından en büyük payı aldı. Olağan üstü çabukluğu, golle buluşması ile Fenerbahçe'nin ve futbolun sembol isimlerinden biri oldu. Hiç hoşlanmasada "Şeytan" lakabıyla tanındı. 1989-90 sezonunda Fenerbahce-Trabzonspor maçında ağır bir sakatlık geçirdi ve tam 13 kez ameliyat masasına yattı.

1994-95 sezonu sonunda futbolu bıraktı ve antrenörlüğe başladı. Kariyerinde 1988-89 sezonundaki şampiyonluk bulunmaktadır. 1996-1998 yılları arasında yardımcı antrenör, 1999-2000 sezonunda da teknik direk olarak Fenerbahçe'ye hizmet etti ama 5. hafta sonunda teknik direktörlükten istifa etti. 1998-99 sezonunda Vanspor'u çalıştırdı ve 1. lige çıkardı. 2000-2001 sezonunda Altay'ı, 2001-2002 sezonunda da Adanaspor'u çalıştırdı. Ve şu anda özel bir televizyon kanalında yorumculuk yapmaktadır.


ADDManager olarak biz sorduk ve Rıdvan Hoca cevap verdi. Türk futbolunun geleceğinden tutunda sporda şiddetin nasıl önlenmesi gerektiğine kadar merak edilen her konuda bizi aydıtlattı:

- Hocam, öncelikle sizin kariyerinizden başlayalım: Yorumcu olarak gerçekten çok başarılısınız; fakat antrenör olarak aynı başarıyı yakalayamadınız. Bunun nedeni nedir?

Açıkçası ben kendimi başarısız olarak görmüyorum. Şimdiye kadar çalıştırdığım tüm takımları puan cetvelinde üst basamaklara taşıdım. Hiçbir kulüp olduğu yerde saymadı. Aslında biraz daha sabırlı olabilsem daha iyi yerlerde olabilirdim ama verdiğim acele kararlar yüzünden olmadı.

-Peki önümüzdeki sezon bir takım çalıştırmayı düşünüyor musunuz?

Hedefleri olan her takımda çalışırım. Zaten önümüzdeki ayda tv kanalı ile kontratım bitiyor. Teklifler gelirse neden olmasın.

-Sakatlıklar yüzünden futboldan erken koptunuz.

Aslında sakaklıkların beni bu kadar etkilemesi benim hatamdır. Doktorlar bana en az 3 ay oynayamazsın diyorlardı ama ben 1 ay sonra çıkıp oynuyordum. Bu yüzden futboldan erken koptum.

-Bu sene ligimiz çok heyecanlı geçiyor. Düşen 2 takım belli oldu; 3. takım olmamak içinde 5 takım mücadele ediyor. Şampiyonluk mücadeleside kafa kafaya gidiyor. Sizce şampiyon kim olur?

Ligimiz kalitesiz fakat çok heyecanlı liderin 80 puanı var 3. sıradaki takım onlardan 28 puna geride. Bu açıdan bakınca gerçekten kalitesiz olduğu ortaya çıkıyor ama hem şampiyonluk mücadelesi hemde küme düşmeme mücadelesi hala devam ediyor. Uzun süredir ilk kez olan bir olay bu. Fenerbahçe buraya kadar getirmişken şampiyonluğu bırakmaz. Aslında kadro olarak baktığımızda Fenerbahçe’nin haftalar öncesinden garantilemesi gerekirdi fakat hem konsantrasyon eksikliği hemde Galatasaray’ın üst düzey mücadelesi ligimizdeki heyecanı arttırdı.

-Peki kim düşer?

Denizli büyük ihtimalle düşer. Fenerbahçe bu maça iyi konsantre olursa ve kadrolara bakıldığında galibiyete yakın taraf. Antep-Malatya maçıda saat 19.00’da başlar, sabaha kadar 0-0 devam eder.(Gülüşmeler)

-İsviçre maçında verilen cezayı nasıl karşılıyorsunuz? Sizcede ağır mı?

Kesinlikle ağır bir ceza değil. Hatta futbolumuzda yaşanan son olaylara bakarsak ders almadığımız açıkça ortaya çıkıyor. Adamların Türkiye’ye girişinden çıkışına kadar herşey falso.

-Avrupa şampiyonasına katılabilir mi Türkiye? Gruptaki şansımız nedir?

Maçlarımızı dışarda ve seyircisiz oynayacak olmamız bir dezavantaj teşkil etsede Fatih Hoca bu işin üstesinden gelecektir.
Zaten ilk iki direk katılacağı için Türkiye grupta en kötü ihtimalle 2. olarak katılır turnuvaya.

-Türk futbolumuzdaki düşüşü neye bağlıyorsunuz? 2002’de dünya 3. olduktan sonra önce gerileme sonrada duraklama dönemine girdik.>

2002’deki jenerasyon yaşlandı artık yerini gençlere devrediyor ve bu duraklama süreci normaldir. Gençler de abileri kadar hatta daha büyük bir başarı yakalayabilirler düşüncesindeyim. Birde Dünya Kupası eleme grubundaki 4 takımda birbirine eşit seviyedeydi ve elenmemiz bana göre Türkiye’de çok abartıldı. Danimarka ve son Avrupa şampiyonu Yunanistan’da yok kupada.

-Peki yabancı konusunda sizin fikriniz nedir? Bazıları milli takıma zarar verir diyorlar bir kısmı da Avrupa’da başarı için kontejan artırımı şart diyorlar.

Ben hiçbir Türk takımının şampiyonlar liginde final oynayabileceğini düşünmüyorum. Düşünsenize Juve’nin 200 milyona yakın televizyon geliri var bununla nasıl başa çıkacaksınız. Ama Uefa’yı alabilir bizim takımlarımız. Zaten Galatasaray’ın aldığı yıldaki gibi güçlü takımlar pek olmuyor artık. Galatasaray hem Leeds’i hem de Arsenal’i eleyerek kupaya uzanmıştı. Geçen sene kupayı CSKA aldı bu senede Sevilla veya M’boro alacak.
Yabancı konusuna gelince her iki tarafında kendine göre haklı yönleri var. Ama benim görüşüm sınırlamanın kaldırılması yönünde. Yani herkes ihyacına göre yabancı futbolcu alır. Mesela Fenerbahçe Tuncay’ın yerine almaz yabancıyı ya da Galatasaray forvet hattına almaz. Herkes ihtiyacı olan yere ihtiyacı kadar alır. Milli takıma zarar vereceğini düşünmüyorum. Ligimizde 1 yabancı varkende başarılı değildik 6 yabancı varken de Dünya Kupası 3.lüğünden başka başarı alamdık.
Yabancı sınırlandırması olmasa belki şu anda Appiah Galatasaray forması giyiyor olabilirdi. Türkiye’de kalsa Fenerbahçe 8 milyon euro verip almazdı. Aynı şekilde Bobo. Yetenekli bir futbolcu fakat belkide Beşiktaş yabancı sınırlandırması yüzünden onu kadrosunda tutmayacak ve yıllar sonra milyon euro’lar ile tekrar almak durumunda kalabilirler. Bu yüzden yabancı sınırlandırması ne milli takıma ne de kulüplere bir menfaat sağlar.

-Futbolda şiddete nasıl son verebiliriz?

Eğitim ile. Burda bana göre en az suçlular futbolcular. Yöneticilerin ve medyanın bu olaylara karşı duyarlı olması lazım. Nasıl antrenörlerin 7-8 ay eğitimi varsa yöneticilerinde belli bir eğitimi olmalı. Ağızlarına her geleni söylememeliler. Medyada kötü bir olay olduğu zaman üstüne gidiyor fakat iyi bir olayda küçük bir haber olarak geçiyorlar. Mesela en son kupa maçında Beşiktaş’lı seyirciler Aziz Yıldırım’a küfür ettiler fakat Yıldırım Demirören ayağa kalkarak onları susturdu. Bu olay medyada fazla yer bulmadı ve ses getirmedi. Ama böyle iyi şeyleri başlık yaparlarsa şiddetin biraz da olsa önüne geçilebilir.
Bir de federasyonun dengesiz kararları ve caydırıcı olmayan cezaları şiddeti tırmandırıyor. Cezalar caydırıcı olsa bu olayların hiç biri olmaz. İngiltere’de futbolcu korner kullanırken seyirci saçını okşuyor fakat Fener-Galatasaray derbisinde bunları görmüyoruz bile.

-3 büyükleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

3 büyükler arasında en iyi durumda olan kulüp Fenerbahçe. Bi kere ekonomik açıdan çok çok iyi durumda. Ve başkanı istikrardan yana. Çok kişi Daum’u istemese de başkan ısrarla Daum’un arkasında durdu ve buralara kadar gelindi.

-Söz Daum’dan açılmışken siz nasıl buluyorsunuz Daum’u?

Daum çok iyi bir hoca. Ama sık sık taktikle oynaması yüzünden Fenerbahçe çok puan kaybetti. Hatalarının farkına geç vardı. İyi bir lider. Yedek oyuncular küsmüyorlar ve her zaman 11 için hazır durumdalar. Bunu başarmak gerçekten zor iş.

-Peki ya Beşiktaş? Neden bu kadar başarısız?

Kesinlikle yanlış transfer politikası. Kadro çok şişkin ama bazı yerler için oyuncu yok. Bir de 2 yılda 3 hoca değişikliğe gidildi. Bana göre Del Bosque’nin gönderilmesi hata idi. Adam tam Türkiye’yi tanıdı takımı düzene soktu. Türkiye Kupası’nda Konyaspor’a elendi diye gönderildi. Kalsa daha iyi işler yapabilirdi. İstikrar çok önemli Tigana ile bunu başarabilirler ve tekrar şampiyonluk mücadelesi verebilirler.

-Galatasaray kısıtlı kadrosuna ve ekonomik darboğaza rağmen başarılı bir sezon geçirdi.

Gerets’in işi gerçekten çok zor. Hem kadro açısından sıkıntı var hem de maddi yönden. Buna rağmen oyuncular özverileri ile şampiyonluğu kovalıyorlar. Ama seneye iyi transferler yapmaları gerek.

-5. Şampiyon çıkar mı?

Anadolu kulüpleri ekonomik açıdan 4 büyük kulup ile yarışamadıkları sürece çok zor görünüyor.

-Türk futbolunda size göre en büyük yetenek kim ve geleceğin yıldız adayı?

Türk futbolunda en büyük yetenek bendim(Kahkahalar). Bu konuda hiç mütevazi olmayacam. Türk futboluna çok şey katmış oyuncuda Hakan Şükür’dür. Şu anda ki en yetenekli futbolcu Fatih Tekke, gençlerden yıldız ise Necati’dir.

-Hayatınızda unutamadığınız olay nedir?

Gülerek) Galatasaray’ı 3-0’dan 4-3 yendiğimiz maç. Maç 3-0 oldu biz çöktük moral olarak ve Galatasaray arak üstüne atak yapıyor. Fark daha da artabilir. Neyse ki devre oldu. Soyunma odasına gittik. Ben duşta düşünüyorum: Nolcak bu maç diye. Oğuz’da sakatlandı. Çöktük moral olarak. Yanımda Aykut var ona döndüm: “Napcaz” dedim. O sırada yanımıza Veselinoviç geldi.”Çocuklar bu maçı unutun” dedi. “Biz Galatasaray ile bir maç yaptık ve elendik. Şimdi sizden sahaya çıkmanızı ve 45 dakka süren bir maç daha yapmanızı ve 1-0’da olsa galip gelmenizi istiyorum” dedi. “Fakat golü 5 dakika içinde atmalısınız.” Biz bu moralle çıktık. Maçı aldık fakat biz atıyoruz Galatasaray kaçırıyor. Gerçekten güzel bir maç olmuştu.

-Peki hocam son soru: “Rıdvan’ı Rıdvan yapan Çelebiç’tir.” sözüne katılıyor musunuz?

(Önce sırtımı sıvazladı sonrada gülerek) Beni ben yapan anam ile babamdır.

-Hocam gerçekten bana vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Sizinle konuşmak büyük bir zevkti benim için.

Bende memnun oldum Emre’cim. Sana ve sitenize yayın hayatınınızda başarılar dilerim…

Ahmet Emre (kingofmetal) ERTEN'e ve ekip arkadaşlarımıza bu güzel röpoartajı hazır ladıkları için teşekkür ediyoruz..

- 2477 Görüntülenme - Yorumları Göster (6)

Arama

Anahtar Kelime(ler): Araştır:  

İçerik Listesi (Alfabetik)

Altan Tanrıkulu ve Mehmet Demirkol Röportajı
Yayınlanma Tarihi: Şubat 21, 2007

Melih Şendil Röportajı
Yayınlanma Tarihi: Ekim 22, 2006

Rıdvan Dilmen Röportajı
Yayınlanma Tarihi: May 9, 2006
[1]